|
Ayşegül PAZARCI
1) Şehrimizin yapılanması açısından geleceğe dönük olumsuzluklar üzerinde araştırma yapılıyor mu ?
2) Hava ve ses kirlilikleri bakımından geçmişe gore günümüz ve gelecekle ilgili kuşkular var mı?
3) Şehrimizden göç edenler ile şehrimize göç edenlerin çıkış ve girişlerine sebep olan unsurlar nedir ?
4) Kara, hava ve demiryolu ulaşımında yaşanan olumsuzluklar nelerdir ? Bunların giderilmesine çalışılıyor mu ?
5) Turizm ve tanıtma yönündeki faaliyetler yeterli mi? Bu yönde ne gibi çalışmalar yapılıyor ? Geçmiş yıllara göre gözle görünen elle tutulur herhangi bir gelişme kaydedildi mi ?
6) Spora gerektiği gibi ve aralıksız destek veriliyor mu? Gençlerimizin dünya çapında sportif ve folklorik yarışmalara hazırlanması için gösterilen ciddi gayretler ve ilişkiler var mı?
7) Geçmiş yıllara göre ilimizde meydana gelen kapkaççılık, hırsızlık, gasp, tecavüz, saldırı, yaralama ve cinayet gibi olaylarda bir artış sözkonusu mu? Eğer böyle olaylar varsa gerekli ve yeterli önlemler alınıyor mu?
8) Son yıllarda gündeme gelen Ali Dibo gibi benzeri çarpıklıkların ilimizde de varlığı söz konusu mu?
9) İlimizde başka ülkelerin hesabına çalışan siyasi ve dini amaçlı misyonerler veya ajanların faaliyetleri var mı? Bu yönde gerekli hassasiyet gösteriliyor mu?
2 gün unutulan hasta öldü
25.07.2006 12:35 - Bu haber 24.338 kişi, Mynet Haber bugün 739.187 kişi tarafından okundu
Kayseri'de kimsesiz olduğu tespit edilen bir şahıs, tedavisi için kaldırıldığı hastanede kaldığı odada 2 gün sonra ölü bulundu. Olayın ardından Kayseri Valiliği ile İlçe Cumhuriyet savcılığı hastanede görevli doktor ve hemşire hakkında soruşturma başlattığı bildirildi.
Edinilen bilgiye göre, Yahyalı ilçesine bağlı Derebağ beldesinde yalnız yaşayan Ali Ş. (77), evinden dışarı çıkmayınca komşuları durumdan şüphelendi. Muhtar ve mahalle sakinleri eve girdiklerinde Ali Ş.'yi yatağında hasta yatarken buldu. Derebağ Belediyesi'nin ambulansı ile Ali Ş. Yahyalı Devlet Hastanesine kaldırıldı. Ali Ş. hastanede tedavisi için konulduğu odada 2 gün sonra ölü olarak bulundu.
Ali Ş.'yi hastaneye götüren köyün muhtarı İsmail Doğan, şahsı evinde hasta olarak bulduğunu, belirterek, "Komşular evden çıkmayınca durumundan şüphelenmişler. Bende gece evine gittim ve kapıyı çaldım. Açan olmayınca camdaki demiri keserek içeri çocuk girdirdim ve kapıyı açtırdım. Girdiğimizde hasta bir şekilde yatakta yatıyordu. Ambulansla Yahyalı Devlet Hastanesi'ne kaldırdık. Doktorlar ilk müdahalesini yaptılar ve tedavisi için Kayseri Huzurevine göndereceklerini söylediler. Üzeri biraz pis koktuğu için kapattıkları odada kontrolüne girmemişler ve sonrada ölüsü bulundu" dedi.
Tedavi gördüğü odasında 2 gün sonra Ali Ş.'nin ölü bulunmasının ardından, Kayseri Valiliği ile Yahyalı İlçe Cumhuriyet Savcılığı hastanedeki görevli nöbetçi doktor ile hemşire hakkında soruşturma başlattığı bildirildi.
BASINA VE KAMUOYUNA DUYURU!
KAYSERİ - ADANA HATTINDA ÇALIŞAN
TREN SEFERLERİ NEDEN İPTAL ETTİRİLDİ ?
Otobüs firmalarını memnun etmek için vatandaşlarımıza izdihamlarla üst üste tren yolculuğu yaptırılıyor...
Kayseri, Niğde, Bor, Ulukışla, Çiftehan, Yenice ve Adana istikametinde yolcu taşımacılığı yapan tren seferlerinin Otobüs firmalarının baskıları üzerine Kayseri Milletvekili ve Dışişleri Bakanı Abdullah GÜL'ün emriyle iptal edildiği söylentileri bugünlerde dilden dile dolaşıyor.
Halkın Ankara'dan dolu gelen koltukları numaralı trenlere binmek zorunda bırakıldığı ve oldukça mağdur olduğunu da biz gözlerimizde gördük ve hatta bu mağduriyeti ayakta yolculuk yaparak yaşadık!
Yolcuların üst üste yaşadığı bu sıkıntıyı gözleriyle görmeleri ve hatta yaşamaları için AKP milletvekillerini de Ankara'dan gelen ve Adana'ya giden bu trenlerle seyahat etmeye davet ediyoruz!
Fakir halkın cebinde parası yok! Yaşlı, hasta, hamile ve küçük çocuklarıyla hele hele yazın sıcağında bu şekilde ilgisiz bırakılmasına bizim vicdanımız izin vermiyor!
İlgilileri ve yetkilileri yeniden Kayseri Adana hattında tren seferleri başlatmaları konusunda anlayışa ve göreve davet ediyoruz! Değerli basın mensuplarının da durumun kamuoyuna duyurulması yönünde konuya hassasiyet göstereceklerine inanıyoruz.
Selam ve saygılarımızla.
Ankara'lılar, Kayseri'liler, Niğde'liler,
Bor'lular, Ulukışla'lılar, Çiftehan'lılar, Yenice'liler ve Adana'lılar adına
Üzeyir Lokman ÇAYCI
06.07.2006
EVET! İKİ YOLCU TRENİNDEN BİRİ İPTAL EDİLDİ
İlginç bir şekilde eşitsizliği gündeme taşıyan duyurunuz bizi oldukça duygulandırdı. Ankara'dan dolu gelen koltukları numaralı tek bir trenle seyahat etme ayrıcalığı ve halkın ayakta çektiği sıkıntıyı Sayın Üzeyir Lokman ÇAYCI Bey gayet güzel dile getirmiş. Daha önce sabah 07.00'de Bordan geçen bir yolcu treni vardı, bu halkımızı epey rahatlatıyordu. Bunu bahsedildiği gibi kaldırmışlar. Şimdi sadece sabaha doğru Bor'dan 04.45'de geçen tren çalışıyor.
Ümit ediyorum ki bu yazılardan sonra birileri sorumluluk hissederek hiç olmazsa eski haliyle tren ulaşımını devam ettirirler.
Selam ve sevgilerimizle.
M. Güvenç
Bor - 13.07.2006
RAYLI SİSTEMLER GELİŞMENİN GÖSTERGESİDİR
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde gelişmişlik göstergelerinden birisi de ulaşımın türü çeşitliliği ve özellikle raylı sistemlerin uzunluğudur.
Karayolu lobisinin kuvvetliliği (petrol lobisi + otobüs üreticileri) günümüze kadar mevcut olmayan raylı sistem lobisine karşı üstünlük sağladı. Ve bir süre daha sağlayacak gözüküyor. İnsanların, sivil toplum kuruluşlarının gündemi sağlaması duruma etki edebilir. Karar mekanizmalarını etkileyebilir.
Çalışmalarınızı destekliyorum.
İsmail İŞCAN
Perşembe, 13 Temmuz 2006 16:11
ismailiscan@yahoo.com
Ankara-Konya Hızlı Tren Projesi
Konya'da temeli atılan projeyle Ankara-Konya arası 70 dakikaya inecek.
Konya-Ankara arasındaki seyahat süresini 70 dakikaya indirecek hızlı tren projesinin temeli Konya'da atıldı.
Polatlı üzerinden Ankara'yı Konya'ya bağlayacak projenin toplam uzunluğu 306 kilometre.
Çift hatlı demiryolunda işleyecek trenler saatte 250 kilometre sürate ulaşacak.
Daha önce Eskişehir - Afyon üzerinden sağlanan Ankara-Konya arasındaki ulaşım ortalama 13 saat sürüyordu.
Yeni hat ile Ankara Konya seyahat süresi 70 dakikaya inecek.
2008 yılı sonunda devreye girmesi planlanan hattın toplam maliyeti 500 milyon dolar.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım: "Hızlı trenin seferlerine başlamasıyla birlikte "Git gel Konya 6 saat" sözü, "Git gel Konya 2,5 saat" şeklinde söylenecek. Hızlı tren, ulaşımda büyük kolaylık sağlayacak. Ankara'da oturan bir öğrenci Konya'ya, Konya'da oturan bir öğrenci Ankara'ya günü birlik gidip gelebilecek." dedi.
TRT - 09.07.2006 00:36
Bütün vilayetlerimizle birlikte Kayseri için de ilgililerden :
° Halkımıza yakışan eşit hizmet
° Adaletli uygulama
° Tarafsız yaklaşım bekliyoruz!
Anayasa'nın 10. Maddesi
Madde 10 - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Çifte skandal...
....
KPSS'ye giren 1 milyon 850 bin öğrenciden devlet ala ala 25 binini kadroya almış. Ama AKP'lilerin eşi, dostu, çoluğu çocuğu işe sınavsız giriyor.
.....
Melih AŞIK
Açık Pencere
Milliyet Gazetesi - 23.03.2007
YANINIZDAYIZ!
14 Nisan 2007 ve 29 Nisan 2007 tarihlerinde yapılan mitingleri, Genelkurmay Başkanlığımızın ve ordumuzun hassasiyetini saygıyla karşılıyoruz!
Gazetelerde yer alan bir haber...
Ürperten İtiraf
......
Ertesi gün Türk basınında "Ürperten İtiraf" başlığıyla yer alıyor. Abdullah Gül diyor ki:
"Cumhuriyet döneminin sonu gelmiştir. Eğer Ankara'nın yüzde 60'ı gecekonduda oturuyorsa bu laik sistemin başarısız olduğu anlamına gelir ki, biz de onu kesinlikle değiştirmek istiyoruz..."
.....
Melih Aşık
Milliyet Gazetesi
"Bu sözler Abdullah Gül'e ait olup 27 Kasım 1995 tarihinde, The Guardian gazetesinde yayımlanıyor..."
denililiyor. Bunlar doğru mu?
GENELKURMAY BAŞKANLIĞI BASIN AÇIKLAMASI
TARIH : 27 NİSAN 2007
NO : BA - 08/07
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.
Bu bağlamda;
Ankara'da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.
22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa'da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.
Ayrıca, Ankara'nın Altındağ ilçesinde "Kutlu Doğum Şöleni" için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli'de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli'nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.
Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.
Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.
Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya'da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.
Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği "Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak" ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.
Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.
Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!" anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Atatürk ilkeleri sana ışık olsun!
Menfaat için kirlenenlerin yanında yer alma! Piyonlarla işbirliği yapma! Dürüst ol, başkalarının iradesi sana yön vermesin. Vatanına sahip çık! ALLAH'a kul ol, kullara, cambazlara kul olma.
Şehitlerini unutma, ananı babanı dışlama! Tarihine sahip çık, dış güçler harıl harıl çalışırken sen uyuma!
Atatürk ilkeleri sana ışık olsun.
Hamit ERGÜL
Ankara - 10.10.2006
Çok oy alacak çok
Bekir COŞKUN
° Dünyanın hiçbir medeni yerinde; her gün yoksul aile çocukları dağlarda terör örgütünün kurşunları ile öldürülürken, oğlu rapor alıp askere gitmemiş birisini başbakan yapmazlar.
TAYYİP Erdoğan en az yüzde 30 oy alır diyorlar.
Alır...
Dünyanın hiçbir medeni yerinde; her gün yoksul aile çocukları dağlarda terör örgütünün kurşunları ile öldürülürken, oğlu rapor alıp askere gitmemiş birisini başbakan yapmazlar.
*
Yüzde 35 alır diyenler de var.
Alabilir...
Dünyanın hiçbir çağdaş yerinde; bir seçim öncesi televizyonda insanların gözünün içine baka baka "dokunulmazlıkları kaldıracağım" diyen, ama beş yıl tek başına iktidarda kalıp en çok kendisinin ve bakanlarının yararlandığı dokunulmazlıkları kaldırmayan ve üstelik (önceki gece NTV'de) dokunulmazlığı savunan birisini yeniden iktidara getirmezler...
*
Diyorlar ki; yüzde 40 da alır...
Alması lazım.
Dünyanın hiçbir uygar yerinde; borsada faiz toplayan yabancı sermayeyi, şaibeli ihalelerle kamu varlıklarını satmayı başarı saya saya ülkesini zenginleştirdiğini söyleyen... Ama 2 milyon yoksul-aç aileye yiyecek, kömür dağıtarak oy almayı uman bir insanın peşinden gitmezler...
*
Bence yüzde 45 oy da alır...
Almalı...
Çünkü dünyanın hiçbir adam gibi yerinde; kızlarını ABD'de okutmak için "bir arkadaşından burs" aldığını söyleyen bir siyasetçinin oğlu, babasının beş yıllık iktidarı sonunda gemi almışsa, o siyasetçinin yüzüne dönüp bakmazlar...
*
Sizce yüzde kaç oy alır, 50, 60, 70?...
Alır mı alır...
Dünyanın hiçbir adam gibi yerinde; Mustafa Kemal gibi bir evrensel önderin çok kan ve gözyaşı ile kurduğu laik cumhuriyeti alıp gerisin geriye götüren... Ülkesini beş senede Arabistan'a çeviren, ortaçağ yaşamını savunan bir politikacıyı başlarına taç etmezler...
*
Ama burası Türkiye'dir a dostlar...
Bu yoksulluğun, bu geri kalmışlığın, bu sürünmenin, bu güvensizliğin, bu üçüncü sınıf ülke olmanın bir sebebi vardır.
Bu açlık, bu kan, bu umutsuzluklar durduk yerde olmuyor.
Elbette Tayyip Erdoğan çok oy alacaktır.
Size-bize dizimize vurmak düşer...
Hürriyet Gazetesi - 18 Temmuz 2007
Biber yiyen
acısına da katlanır
Endamınıza hayranım
Ulu orta çıkışlarınız
Beni mest ediyor...
Korkusuzca yürümenize
Devam edin...
Unutmayın :
İster siz yiyin
İsterseniz başkalarına yedirin
"Biber yiyen acısına da katlanır."
Geriye bakmayın hiç
Döktüklerinizi
Düşürdüklerinizi
Merak etmeyin
Nasıl olsa toplayan bulunur...
Siz önünüzdeki fırsatları
İyi değerlendirin
Yalpalamadan...
Çalkalamadan yürüyün!
Herkes sizi "efendi zannetsinler"
Korkularından da olsa
Karşınızda
Gerdan kırıp
Boyun eğsinler.
Unutmayın :
İster siz yiyin
İsterseniz başkalarına yedirin
"Biber yiyen acısına da katlanır."
Ağırlığınız
Sağırlığınız
Ve boyunuzun ölçüsü
Nasılmış
Bir görsünler...
Zarafetiniz
Letafetiniz tarihe geçsin...
Gelişiniz alımlıydı
Gidişiniz çalımlı olsun.
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris, 02.01.2006
¤ 04.01.2006 09:07
Konu : Biber yiyen acısına da katlanır
Sayın Üzeyir Çaycı,
Teşekkürler. Biraz önce saat 16.30’a konan sınav programım için çok kızıp tartışmıştım. Bu şiir ilaç gibi geldi. Ben de size Mutlu Yıllar dilerim.
Assoc.Prof. Dr. Netice YILDIZ
¤ 09.01.2006 08:13
Konu : Biber yiyen acısına da katlanır
Sevgili üzeyir,
ÇOK TEŞEKKÜRLER BU GÜZEL ŞİİRİNİZ İÇİN, DUYGULARINIZ, GÖNLÜNÜZ İÇİN VE UZAKLARDAN BAYRAM ARİFESİNDE SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE YÜZÜME YAYILAN GÜLÜMSEYİŞİN BİR NEDENİ OLDUĞUNUZ İÇİN, ENGİN SAYGILARIMLA,
Sizlerin de kurban bayramınızı içten dileklerimle kutlar, sağlık, mutluluklar dilerim.
Yonca KARACA
DEĞİŞİMMEDYA
MATMAZELİN GÖZÜNDEN
DJ-YONCA
¤ 12.01.2006 15:22
Konu : Biber yiyen acısına da katlanır
Sevgili Üzeyir,
Herkesin kendine bir pay çıkartacağı güzel bir şiir. Bende kendime düşen payı
aldım. Çok teşekkür ederim.Hayırlı bayramlar dilerim.
Funda Uzun
UYARI
Yasalar muhatabının gücüne göre işlemez. Herkese ayırım yapılmaksızın uygulanır. AKP'liler önce kendilerini sorgulayarak nerede ve nasıl hata yaptıklarını irdelemelidirler.
Yargı mensuplarını ve kurumları rastgele bir dille eleştirilecek kişi ve kurumlar değildir!
Hamit ERGÜL
Ankara, 14.03.2008
|